Siyaset

ANLADIKLARI DİLDEN

Korku imparatorluğuna meydan okuyan bir liderimiz var, kaybetsek de biz kazandık çünkü Türk ulus devletinin sesi olan bir adam var artık: Özdağ. İçişleri Bakanı katıldığı bir programda Özdağ ve Sinan Oğan’a hakaretler etti. Türkiye tarihine adını lanetle yazdıran İçişleri Bakanımız, iyelik eki belirttiğim bu sahte tarihe yazıklar olsun, anladığı dilden cevabını aldı. Bakan olduğu dönemden beri Türkiye’de sokakta huzurumuz kalmadı. Özdağ için işbirlikçi diye çamur atan zavallı sinik muhalefet 16 Nisan Referandumunda saklanırken, Özdağ YSK’ya gitti ve hesap sordu. Hayatı bu yağmacı zihniyetle mücadele ile geçti. O sırada 6’lı masanın iki üyesi bu referanduma ‘evet’ dedi. Bunu da not edelim. Sarı muhalefet algıda seçicilik yapıp, muhalefetle uğraşıyor diye karalamaya kalktılar. Özdağ’ın yarattığı fırtınayı ben ömrümde Türkiye’de görmedim. İktidar aciz durumda ve halk her mülteci gördüğünde ‘nasıl geldiler’ diye soruyorlar.

Bu sarı muhalefet konforlu muhalefet sıralarında olmaktan memun dertleri, orayı kaybetmemek. Orta oyunu oynuyorlar iktidar ile. Özdağ düzenin tekerine çomak soktu. Her iki taraf da rahatsız. Özdağ, halkın kısık sesle söylemeye çekindiğini bağırarak söyleyen adamdır. Üç beş oy fazla almak için hakikati bükmeyen adamdır. Sorumluluktan, mücadeleden kaçmayan adamdır. İçişleri Bakanı sıkıştı. Diyor ki, ‘AB Türkiye’yi mülteci kampı yapmak istiyor’

Mültecileri Geri Kabul Anlaşmasını imzalayan hükumet AKP hükumetidir. Başında da Davutoğlu vardı. Siz bu ülkeye 3 milyar Avro karşılığı 4 milyon mülteciyi kilitlediniz. Harcadığımız para ise 40 milyar dolar. Bir kırk milyar daha harcamak için 3 milyar Avrocuk şartlı bir fon. Madem AB’nin niyeti bu, bunu niye imzaladınız? O zaman anlaşmadan neden geri çekilmiyoruz? İstanbul Sözleşmesi olunca hemen imzayı çektiniz! İyi bir şey olursa canınız yanıyor değil mi? AB burayı mülteci kampı yapmak ister Merkel de buna imza atar, onun görevi AB ve Almanya’nın menfaatlerini savunmaktı. Biz de oraya bizim menfaatlerimizi korusun diye birilerini gönderdik fakat onlar meğer AB’nin huzur ve refahını korumak için gitmişler. Bunu Erdoğan, Soylu ve Binali kendi imzaları ile yayınladı! Utanmadılar söylerken.

Defalarca dediler ki ”AB huzur içinde ise biz mültecileri AB’ye göndermediğiniz için” Yani 4 milyon mülteciyi biz aldık, yoksa huzurunuz kalmazdı diyorlar. Söylemde mülteciler ‘huzur kaçıran’ olarak niteleniyor. AB’ye gidince huzur kaçıranlar, içeride söyleme gelince ‘Türk ekonomisini ayakta tutuyor’ ve ‘huzur kaynağı oluyor’

AB’de huzur kaçırıyor yani diyor ki bu adamlar medeni değil. Üstüne AB 28 ülke. Biz ise bir ülkeyiz, onların 28 ülke olarak alamadığını biz tek ülke olarak alıyoruz. Bunu da Uluslararası İlişkiler dersinde ‘mütekabiliyet’ örneği olarak gösterin.

Beğenmedikleri İnönü liderliğinde BMM delegesi Lozan’da Osmanlı dış borçlarını eski Osmanlı topraklarındaki egemen devletlere bölüştürmüştü. Demişti ki İnönü, bu borçları sadece Anadolu için kullanmadık Yunanistan da Bulgaristan da Yemen de Filistin de ödeyecek. Ödettirdi. Adamlar oraya gidip savaşı biz mi çıkardık, herkes sorumlu sorumluluğu paylaşacağız diyemedi. Biz size 3 milyar Avro verelim siz alın diyemedi. İmza da çekmiyorlar, çünkü korkak bunlar. Bunların amacı iktidarda kalmak, Türklüğün menfaatini savunmak değil.

Sonra mültecilerin ekonomiyi ayakta tuttuğunu iddia ediyor. Yani meşrulaştırıyor. 1 milyon mültecinin geri döndürülmesi için ise ‘Cumhurbaşkanı istedi’ diyerek zımnen istemediğini belirtiyor.

Ömrü sayılı olan iktidar ve muhalefet şunu iyi bilsin, biz ne Damat Ferit ihanetine ne de Ali Rıza Paşa kisvesi altında yumuşatılmış ihanete razı geliriz. Biz Türk milletini boyunduruk altına almak isteyen AB ile arka kapılarda pazarlık eden siyasete baş kaldırıyoruz. Biz meşruiyetimizi çürük sistemden değil, ya İstiklal Ya Ölüm diyen Ulu Önderimiz Atatürk’ten ve onun aziz davasından alıyoruz. Biz Iraklı değiliz ne ABD’nin işgaline ne de Saddam’ın korku saltanatına razı oluruz. Özdağ Sessiz İstila Filmi ve Soylu’nun hakaretine karşı buradayım dedi. Van’dan gireni Yunanistan’a giderken yakalatan sahte kahramanı göreceğiz. Ülke içinde kalması sorun değil, AB’ye geçmesi sorun. AB İçişleri Bakanı Soylu mu demek gerek?

Keçecizade Ali Fuat Paşa, İtalya’ya bakarak Osmanlı’nın çokuluslu yapısından endişesini belirtiyordu. Keçecizade Ali Fuad Paşa’nın İtalya’daki birleşme ile ilgili düşüncesi ve Osmanlı’nın çokuluslu yapısı hakkındaki öngörüsü şöyle idi: ”Aynı dili konuşan ve aynı dine sahip bir tek ırkın yaşadığı İtalya, birlik sağlamada büyük güçlüklerle karşılaşmaktadır. Şu anda bütün başarabildiği anarşi ve düzensizliktir. Farklı milli özlemlerin tümünün serbest bırakılması durumunda Türkiye’ de neler olabileceğini bir düşün. Durumu pek az da olsa bir istikrara sokabilmek için bir yüzyıl geçmesi gerekecek ve su gibi kan dökülecektir.”

150 sene önce ölen bir Osmanlı devlet adamı, çokuluslu yapanın büyük bir sorun yaratacağını söylerken, Cumhuriyetin homojenleştirdiği Türk ve Müslüman kimliğine indirgediği Cumhuriyete 8 milyon yabancı alanların amacı nedir? Öngörememek mi? Sanmam.

Ve bu endişesi Osmanlı için doğru çıktı. Genç Cumhuriyet dahi birçok isyan ile karşılaştı. 160 sene önce bunu söyleyen bir Osmanlı devlet adamı. Bugün İçişleri Bakanı olan şahıs, ülkesinde illegal göçmeni meşrulaştırıyor, ulus yapısını bozacak hamleleri ‘din’ ile yıkıyor. Halk bu adamlar bu ülkede nasıl geziyor diye sordukça sorumlu olduğu aklına geldikçe kuduruyor. Ülkedeki kaçak göçmenden sorumlu olacak kişi herhalde Milli Eğitim Bakanı değil.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir