Ekonomi

BORSA SOYGUNU VE SINIFSAL TERCİH ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Borsada bir grup büyük yatırımcı, bankacılık hisselerini toplayıp art arda, tavan tavan, yükseltiyor sonra VİOP işlemlerinde açığa satış kontratlarını alıp, ellerindeki hisseleri de hızlıca tabandan satarak, VİOP piyasasından aracı kurumları soyuyor.

Aracı kurumlar bu kontratları satarken sıkıntı olmuyor. Telafisi mümkün olmayan zararlar ettiklerinde hükumet oyuna dahil oluyor ve aracı kurumları, zenginleri temerrütten kurtarmak için ‘manipülasyon’ dedikleri hareketi yapanları gözaltına alıyorlar.

Borsaya uzak biri değilim, bu gözler ne soygunlar gördü. Sadece İhlas Holding, İttifak Holding, Kiler, İzmir Demir Çelik gibi şirketlerde küçük yatırımcılara nasıl eziyet edildiğini gördüm.

Sedat Peker de en son bedelli sermaye artırımı ve Sermaye Piyasası Kurulu(SPK) içindeki rüşvet ağını deşifre etti. O günden beri borsada bedelli sermaye artırımı yolu büyük oranda kaptıldı.

Matruşka hisseleri arz ettiler:
İhlas Holding’in iştiraklerini sayalım:
İhlas Ev Aletleri
İhlas Gayrimenkul
İhlas Haber Ajansı
İhlas Gazete

Bu İhlas Holding, Türkiye gazetesi ve TGRT’nin bir de İHA’nın sahibi. Erdoğan’a yalakalık karşılığı, borsadan şirketi geçindiriyor. Bedelli sermaye yolu ile piyasadan para topluyorlar.

Bir diğer komik halka arz da ‘Kızılbük Gayrimenkul’ oldu. Hisse senedindeki hareketler olağandışı. İlk defa bir devremülk projesini halka arz ettiler. Şimdi, şirket faaliyet durdurmuş. Bu şirketin halka arzına onay verenlere hiçbir şey olmuyor.

Bir başka matruşka da

NATEN(Ana şirket)
ESEN(NATEN iştiraki)
MAGEN(ESEN iştiraki)

Yani 1 lirayı 3 kez halka arz ettiler.

Ama dikkat ederseniz bu olağandışı hareketler sonrası SPK, BİST yönetimi sadece ‘borsa oyun yeri değildir’ diyerek cevap verdi.

Yıllar önce Adese hissesini 14 liradan alan biri ile tanışmıştım. Hisse 1 liraya inmişti. 1 liradan 14 liraya giderken kimse birini tutuklamadı. Kent Gıda uçarken kimse tutuklamadı. İzmir Demir Çelik’in patronu hisseyi önce 3 katına çıkartıp sonra küçük yatırımcının eline boşaltmasına kimse ceza vermedi. Sonra da bedelli sermaye artırdı. Bunları sadece seyrettiler. Sömürülen fakir olunca hükumet sadece alkışlıyor.

Sömürülen, soyulan kişi sıradan vatandaş olduğu zaman devlet sadece seyircidir. Robin Hoodluğa ise ağır ceza kesilir. Yani Robin-Hood bir masaldan ibarettir, gerçekte koca bir ulus tüm kaynağını kendini sömüren için seferber eder.

Soyulan sıradan insan olunca kimseyi tutuklamadılar, gazetelerin manşetleri süslenmedi, hükumet açıklama yapmadı. Çünkü doğal süreç, fakirin soyulmasıdır. Anormal olan zenginin soyulması, sistem de zengine zarar verildiği zaman alarma geçiyor.

Ve tarihte ilk defa bir grup zengin diğer grup zengini borsa yolu ile yolunda gazetelere manşet oldu, hükumet ayaklandı, muhalefet ayaklandı. Bir gazete manşet atmış bir kişi 1.4 trilyon işlem yapmış. Bu arkadaşlar 1.4 trilyonun ne büyük para olduğunu bilmiyor yahut yalanla zihinleri manipüle ediyor. Hükumetin bütçesi 2 trilyon lira. Öyle bir para.

Aslında soyulan aslında yatırımcılar değil aracı kurumlar oldu.

Bu aracı kurumlar ‘margin call’ yaptığı zaman eğer yükümlülüğünüzü ödeyemezseniz senelik temerrüt faizi yüzde 50.

Şu an siz veya ben, likit duruma düşer isek kimse birini tutuklamaz çünkü aracı kuruma borçluyuz. Aracı kurum zararlı durumda değil.

Birkaç aracı kurumun zararını gördüm. 500 milyon TL zarar etmişler. Bunun yanında VİOP piyasasında temerrüte düşen çok kişi vardır.

Manipülasyon diyorlar, bankacılık hisseleri yukarı giderken niye yukarı gidiyor diye kimse sormadı. Üstüne üstün hisse senetlerinin sağlıklı fiyatlanması için gereken tüm enstrümanlar yok edildi. Marjın yüzde 10’a indirilmesi, açığa satışların yasaklanması, brüt takas, devre kesiciler, yukarı adım kuralı getirilmesi vesaire. Yukarı giderken sorun yok, aşağı giderken manipülasyon oluyor. Yukarı süren kişiler aynı, indiren de aynı.

Soyulanlar zengin ve güçlü kişiler olunca; muhtemelen içinde bürokrat ve siyasiler olunca devletin tüm kaynakları seferber ediliyor. Hükumet emir veriyor, bankalar hisselerini geri alsın. Varlık Fonu ile işlemler vesaire.

Sözde 1-2 aydır Arapların parası geliyor, yabancı girişi var diye televizyonlarda bas bas bağırıyorlardı.

Ülkede yıllardır borsalarda insanları soydular. Halka arz edilmemesi gereken şirketleri arz ettirdiler, batak şirketlerin tahtasını kapatmadılar, denetlemediler.

50 bin lira ceza kesip, 6 ay işlem yasağı veriyorlar. Ödül verseler daha iyi olur.

Adamlar Taze Kuru adlı hisseyi 10 liradan 1000 liraya götürdüler. 3 ay tavan tavan gitti. SPK burada bu hisse niye gitti demedi. Düşerken niye düştü demedi.

Ama gelin görün ki, son olayda, hükumet ve medya işin içine dahil oldu. Zarar edenler zengin ve güçlü kimseler olunca devletin tüm kaynakları seferber edildi.

Karl Marx’ın sınıfsal tercihi açıklayan meşhur sözü akla gelir:’Hükumet, burjuvazinin günlük işlerini yürüten kuruldur’

Borsada insanların azıcık birikimlerini soyarken hiç sorun yok. Zengin zarar görünce polisler müelliflerin kapıya dayanıyor. Aracı kurumlar yüzde 50 faizi çakarken iyi, onlar temerrüde düşünce devlet imdatlarına koşuyor.

Şimdi, birkaç hisse senedi öyle şişmiş ki insan acıyor. Şirketin değerlemesi öz kaynağının 27 katı. O paranın dörtte birine patron şirketi satıp gider. Öyle bir para şimdi bu hisseler VİOP’ta işlem görüyor. Bu hisseler de potansiyel soygun yerleri ama kimse niye yukarı gidiyor demiyor.

Kasasında 100 milyon dolar nakiti olmayan şirketler 20 milyar dolar yatırım yapacakmış(!)

Şükrü Saraçoğlu’nun torunu, Merkez Bankası eski Başkanı Rüşdü Saraçoğlu, bu olaylar yaşanırken bir tivit attı. İstanbul Borsasına hiç yatırım yapmadım, ben bakanlık yaptım, TCMB Başkanlığı yaptım, ODTÜ’den mezun ekonomistim, Nobel kazanmış iktisat profesörü doktora hocamdı yazmıştı.

Millet de hala adama akıl veriyordu.

Adam işin iç yüzünü biliyor ve uzak duruyordu. Sonra haklı çıkan yine o oldu.

Düzen fakirden zengine bir akış olduğu sürece sürüyor. Siyasal partilerin görevi bu eşitsizliği olumlamak ve meşrulaştırmak.

Halkı yüzde 3-4 aylık faiz ile bankanın, aracı kurumun önüne atıyorlar. Bankalar yüksek faizle işletme batırır ama bankalar batmaz. Batmasına müsaade edilmez. Şu anda olduğu gibi sermaye ile beslenir. Bu bir sömürü çarkıdır.

Halk uyuduğu sürece elitler, kitleleri soymaya devam edecektir. Bu iktidarın sınıfsal niteliğini, kimi kolladığı, kimi yem ettiğini gösteren en güzel örneklerden biriydi.

Düzen alt sınıfların soyulmasına, eşitsizliğin sürmesine dayanır.

Eğer ki zengin zarar görür ise TMSF devreye giriyor, Varlık Fonu giriyor, kanun çıkıyor, devlet ödüyor yine de zengini kurtarıyorlar.

Yıllardır insanların finansal okuryazar olmamasından faydalanıp emeklerini çaldılar, hükumetin umrunda olmadı. Hatta önlerini açtı.

Hiçbir şey üretmeyen şirketler bedelli sermaye artırarak kendini kurtardı. Şirketi tamamen halka açıp batıranlar oldu veya doğru tabir ile hortumlayanlar.

Ama hiçbir zaman sıradan insanların soyulması hükumetin, regülatörlerin, bürokratların, basının umrunda olmadı.

Çünkü düzen zaten bu sıradan insanların soyulması için kurulmuş. Düzen bozulunca basın, hükumet, regülatör yeniden sistemi üretmenin ve soygunu devam ettirmenin derdine düşüyor.

İnsanların bu sömürü çarkını görmesi, hükumetin zenginlerin çıkarlarını savunduğunu görmesi için daha kaç misal anlatmak gerekir? Halkını enflasyon ile ezer, borsada soydurur, ülkeyi yabancılara peşkeş çeker, yandaşların şirketlerini yabancılara pazarlar, ülkeden sermaye kaçırır.

Margin call tamamlayamayana yüzde 50 faiz isteyen şirketler, kendileri temerrüde düşünce yüzde 50 faiz ödemiyor! Teminatlarda, varantlarda, VİOP’ta güzel bir hikaye dönmüş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir