Tarih

CEHALETİN EKONOMİSİ

2023 yılına klişe giriş yapacak, güzel şeyler dileyen herkese cevap erken geldi. Hepimizi zevkten dört köşe edecek zamlar her gün Resmi Gazete aracılığı ile ilan ediliyor. Hükümetin vergilere absürt zamlar yapmasına rağmen enflasyonu yüzde 36 olarak bulan TÜİK’teki saray rejiminin, keyfi idarenin kulları şunu bilmeli ki yaptığınız şeyden kamu yararı çıkmaz üstüne, bir babanın, bir annenin çocuğunun talebini yerine getirmesini engeller. Ülkeyi yoksullaştırır.

Erdoğan’ın faiz sebeptir diye başlayan meşhur temelsiz cümlesinin faturası resmi enflasyona yüzde 36 olarak yansıdı. 2023’te tek haneli enflasyon hedefinin yerine, üç haneli enflasyona doğru ilerliyoruz.

Adamların serbest piyasa ekonomisi hakkında bilgisi sıfır. Evet, sıfır. Ne eksik ne fazla sıfır. Din diyorlar ise peygamberdeki aklın zekatı ile bunlar yüz sene abad olur. İsmail Habüb Sevük’e göre Atatürk’ün en hayran olduğu insanlardan biri ‘Muhammed’ idi. Dini açıdan mı sanmıyorum ama liderlik ve yarattığı düzen açısından evet.

Anlatmışımdır, kapitalizmin köklerini araştırırken karşıma çok güzel bir makale çıktı. Adı ”Early Islam and the Birth of Capitalism” yazarı da Benedikth Koehler.

Burada yazarın argümanı, Venedik ve Mekke’nin benzer özelliklere sahip olduğu bu yüzden insanların ticaret yapmak zorunda olduğudur. Ve Muhammed peygamberin, her yaptığı şeyde serbest piyasa ekonomisini baz aldığıdır.

Medine’de kıtlık baş gösteriyor fiyatlar yükseliyor. İnsanlar peygambere gelip, fiyatları kontrol etmesini istiyor.

Reddediyor. Niye diye soran sahabelere, Peygamber, ”Invisible hand” diye bildiğimiz Adam Smith’in teorisinin özünü söylüyor:

”Fiyatlar yalnız Allah’ın elindedir”

Yani diyor ki, benim şu fiyata satın demem fayda etmez zira her üretici kendi maliyetini bilir ve piyasada arz talep ilişkisine göre en doğru fiyat oluşur buna dışarıdan müdahale sadece kıtlık yaratır. Şu an bu fiyatlar en doğru fiyatlardır. Tüketici ve üreticinin çıkarınadır. Kimse zararına mübadele yapmaz. Ne tüketici ne üretici. Nohut pahalı ise fasulye yer. Bu da nohut satanı makul seviyeye iter.

Yine ordusu için atı ile gelene iki kat fazla maaş/ganimet verileceğini söylüyor ve Mekkelilere göre daha büyük atlı birlikler topluyor. Bize anlatılan ise sadece dini saikler değil mi?

Medine’de bir ticaret oluşturuyor. Medine’de üretim var, yani Mekke ile bir değil. İnsanlar ilk önce itiraz ediyor ve diyor ki, bu pazarda ticaretten vergi alınmayacak. Netice mi? İnsanlar ticaret için Medine’ye akın ediyor. Ve hiçkimsenin pazarda belirli bir alanı yok. Çünkü ilk önce gelen yeri kapar denilmiş ve ertesi gün yine yerler ilk gelenlere ait. Bunu yazar serbest rekabet olarak yorumluyor.

İnsan doğası çıkarcıdır, rasyoneldir. Bundan dolayı, insanları bir şey yapmaya ikna etmenin temel yolu onu çıkar olduğuna ikna etmektir.

Bugün Türkiye’deki hükümet, serbest piyasa ekonomisi nedir bilmiyor. Marketlere, galerilere denetim yaparak-galeriye ceza keseceğine, arabalarda vergi muafiyeti ilan et bakalım o stok yapanlar bir daha stok yapıyor mu?-, fabrikalara ceza keserek bu sorunu aşacaklarına inanıyorlar. Daha komiği fabrikalar zam yapınca ceza kesiyor kendileri fabrikanın elektriğine, doğalgazına yüzde 100 zam yapıyor. Vergilere yüzde 50 zam yapıyor! Size kim ceza kesecek? Saraya da bir fiyat denetleme komisyonu gönderip 45 milyar haksız zam cezası kesmek gerek.

İnandıkları dinin Nasına bakıyor da peygamberine niye bakmıyorlar?

Peygamber fiyatlar Allah’ın elindedir diyor çünkü kıtlığın nedeni iklim, doğa. Üretim tekrar bollaşana kadar elden gelecek bir şey yok. Yani ucuz ürünün temeli bol üretimdir. 7. asırdan bir tarih dersi diyelim.

Bugün iklim ve doğa faktörü yok oldu. Makroekonomi dengesi bozulduğu an ülkede stokçuluk başlar. Ülkede makroekonominin bozulmasının nedeni ise siyaset kurumudur. Neden 2010’da stokçuluk yoktu? Neden bugün var? O gün farklı olan neydi? Bugün farklı olan ne? Karşılaştırmalı analiz yapsalar sorunu bulurlar. Stokçuluk olan ülkelerdeki değerleri incelesinler ve olmayanları. Çözüm bu kadar basit.

Faiz inadı basit bir şey değildir. Türkiye’de ekonomi yönetimin cahil adamların elinde olduğunun göstergesidir. Televizyonda ‘lan’ diyen bir bakan, ihtisası için aile şirketlerini söyleyen, insanların yoksulluğunu hafife indirgeyen insanlar bu ülkeyi yönetiyor.

Faiz söylediğim gibi, enflasyon oranına göre belirlenen bir değerdir. İnsanlar faizden para kazanmaya bakmaz. Genel mantık, bir dahaki seneye birikimin korunmasıdır. Türk lirasının enflasyonu olmasa herkes parasını biriktirir bir dahaki sene de o para aynı para olduğunu bilir. Bu ihtimal yok ise faiz aradaki farkı tazmin eder.

Siz bu oranı kaldırdığınız anda dalgalı kur rejiminde, Türk lirasına olan talep azalır ve insanlar Türk lirasının birikim aracı olduğuna olan inancını kaybeder. Talep borsalara, tahvillere, dövize kayar. Netice Türk lirası enflasyondan bağımsız değer kaybeder. Fakat enerji için dışa bağımlı bir ülke iseniz, ihracat yapmak için ithal girdilere sahip iseniz, iç talep ölür ise ihracata alışan firmalar doğar ve döviz endeksli fiyatlar oluşur.

Mazot 8 liradan 13 liraya geldi. Bir çiftçinin tarlasını ekme maliyeti arttı. Gübre fiyatı arttı, su fiyatı arttı. Netice mi? Çiftçinin ürettiği ürünün maliyeti arttı. Sonra hükümet ne yaptı? Çiftçi fahiş fiyat veriyor diye gitti dışarıdan ithal etti. Çiftçi de dedi ki bu iş kazandırmıyor ben gideyim İstanbul’a en azından düzenli gelirim olsun.

Ne oldu? Gıdada dışa bağımlı oldun. Ülkede üretim azaldı. Geçen gün Muharrem İnce’yi Teke Tek’te izledim. Diyor ki, tarımda üretim yüzde 10 düşer ise fiyatlar yüzde 100 artabiliyor.

Ülkede çiftçi azalıyor, insan artıyor. Bu bir kısır döngü. İnsanlar maaşları ile karnını doyurduktan sonra az para kalıyordu ise artık karnını da doyuramıyor.

Bir anda tüm maaşları karın doyurmaya gitmeye başlayınca diğer sektörlerde talep düşüyor. Sinemaya giden azalıyor, kafeye giden azalıyor, mobilya alan azalıyor, daire alan azalıyor.

Avrupa Birliğinin bir yetkisi de tarım üzerinedir. AB’nin ortak bir tarım politikası vardır. Tarım konusuna önem veriyorlar. Ancak gıda, barınma maliyetleri düşük tutulur ise insanların refahı artar.

Siz çiftçinizin maliyetini yükseltip sonra onu tarlasını terk etmeye zorluyorsunuz. Ticaret yapanı dükkanı kapatmaya zorluyorsunuz.

Şimdi de 1 Ocak günü müthiş enerji zammı yaşadık. Bizim evimide enerji tüketimi aylık ortalama 250 kWh. Benim elektriğime yüzde 120 zam yapabiliyorlar. Dar gelirli bir aile olsaydık ne olurdu? Belki haftada bir gün dışarıda geçirmek için ayırdığımız para elektriğe gidecekti.

Refahım düştü. Erasmusa giden arkadaşlarla konuşuyorum, anlatıyorlar Avrupa’yı şaşırmıyorum. İnsanların gece yaşadığı bir ülkede sokaklar geniş ve güzel olur. Bizim gibi haftada 1 gün dışarıda gezmenin lüks olduğu ülkelerde sokağın delik deşik, iğrenç olması normaldir. Bir de tabii kültür faktörü de var. İslam kültüründe hayat akşam ezanı ile son bulur, sabah ezanı ile başlar.

Üretici Enflasyonu(ÜFE) yüzde 80’leri bulmuş. Sonra üretici zam yapınca haksız zam oluyor. Yüzde 80 ne demek?

Bunu patronlar kârlarından tazmin etmeyecek önüme koyduğu ürüne bunu yansıtacak. Maaşlara yapılan zam yüzde 35-50 arası olacak. Bir adet lahmacun 15 lira olmuş. 5 kişilik bir aile 2 tane lahmacun yese öğüm başı 150 lira demektir. Lahmacun bile Türklere lüks oldu. Çalışan arkadaşlarıma Sodexo vermişler, içindeki para simit almaya yetmiyor diyorlar.

Merkez Bankası rezervleri tarihin en düşükleri konusunda rekor üstüne rekor kırıyor. Eksi 60 milyar dolara gelmişiz. İnönü devrinde Türkiye’nin kasası altın dolu diye yardım etmeyelim diyen ABD kongresinden, bugünlere vardık.

0 liramız olması için 60 milyar dolara ihtiyacımız var. Bu adamlar bir de 60
milyar dolara yakın devlet şirketini sattılar. Şimdi onu yediler bir de Hazine Bakanlığının borçları, Merkez Bankasının eksi rezervleri derken giderayak bir enkaz bırakıyorlar.

Bürokrasi çökmüş durumda. KPSS birincilerini eleyip TÜGVA’lıları istihdam eden bir kamuda bürokrasi mi kalır? Bürokrasi patrimonyal bürokrasiye döner. Bu adamlar çözüm mü üretebilir? Tarım ölüyor deseniz, Allah rahmet eylesin diyecek tipler bunlar!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir