Ekonomi

Ekonomik Müslemke

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı, eğer başbakan olur ise ülkedeki illegal göçmenleri Ruanda’ya ek olarak Türkiye’ye göndereceğini açıkladı. 20 senedir Türkiye Cumhuriyeti’ni devlet onuru ve haysiyeti nedir bilmeyenler yönettiği için bunlar da Türkiye’yi müstemleke olarak görüyor olabilir. Neticede, 3 milyar Avro karşılığında 4 milyon Suriyeliyi Türkiye’de tutan, Avrupa’ya gelen niteliksiz Suriyelileri de Türkiye’yi iade etmeyi sağlayan anlaşmayı imzalamış bir ülkeyiz. Dünyada 193 resmi ülke var ve Birleşik Krallık illegal göçmenleri kabul edecek iki ülke bulmuş: Türkiye ve Ruanda. Türkiye’nin ne dereceden ne derekeye indiğinin ispatıdır.


Uluslararası hukuk diye aylardır Zafer Partisini eleştiren kemiksizlerin ağzını bıçak açmıyor. Uluslararası hukuk Birleşik Krallık’a geri gönderme için hangi yaptırımı uygulayacak? Hiç. Ama biz bu insanları, ülkelerine geri göndermek ister isek suçluyuz. Erdoğan, birkaç ay önce dedi ki: “Zulmeden kaçanlara kapımız açık” Birleşik Krallık da elbette gerçeği görüyor. Sınırlarından kaçakların istediği gibi girdiği, geri gönderme ile ilgili hiçbir diplomasi yürütmeyen, vasıfsız göçmenlerin Avrupa’ya gitmesini önleyen bir devlet müstemleke değil de nedir?


Türk ekonomisini çökerttiler, şimdi topaç gibi dönüyorlar. Körfez’deki krallıklardan bir cent bulmak için yalamadıkları ayak kalmadı. Türkiye gibi köklü bir devleti, asırlardır Anadolu’da bağımsız yaşamış Türklüğü rezil rüsva ettiler. Doktorlara gidin diyor, gençlere gidin diyorlar. Ülkede akıllı iseniz yer yok. Aptalsanız sürünüze bereket. Çünkü inşa etmek istedikleri ülkede modernist anlayışa yer yok. 300 dolara çalışacak mühendis, doktor ve öğretmen istiyorlar. Ve artık değeri de sömürmek istiyorlar.


Türkiye Cumhuriyeti devlet protokolleri unutuldu. Bir numaralı protokol, bir ülkenin Başbakan Yardımcısını kapıda karşılıyor. Körfez Krallıklarına gidiyor, giden Cumhurbaşkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı görüşmelerde yok. Rahmetli İnönü, Lozan’da, suikast ihbarı nedeni ile Türk bayrağı otomobilden sökülmesi istendiği zaman şiddetle reddetmişti. O sırada, İstanbul işgal altındaydı. Türk ordusu henüz Trakya’ya girmemişti.
Ona rağmen, TBMM delegesi, Anadolu Türklüğünü temsil ettiği gerçeğini unutmamıştır. Bunu unutan zavallılar ise Türkiye Cumhuriyetini adeta müstemleke haline getirmiştir. Kendi kendine yetemeyen, mali hürriyetini yitirmiş, Irak’tan bile kötü şartlarda borçlanan bir devlete döndük.
İngiltere kendine güveniyor, ülkenin başında iktidarda kalmak için ülkeyi peşkeş çekmeye razı bir lider varken isterse 10 milyon mülteciyi Türkiye’ye gönderir. Ve Avrupa’nın jandarması olan Süleyman Soylu da Türk polisini, jandarmasını mültecilerin Türkiye hapishanesinden çıkmasını önler. İtalya Başbakanı Draghi Ankara’ya geldi. Erdoğan diyor ki “Biz mültecilerin Avrupa’ya gitmesini önlüyoruz. Ama Yunanistan’ın geri itme faaliyetleri göçü İtalya’ya yöneltiyor” Beyefendi sanırsınız İtalya Başbakanı da İtalya için endişe etmiş.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası sözü ile ruhu ile paramparça edilmiştir. Üç haneli enflasyonu yaşayan milyonlar ve enflasyon sayesinde zenginliğine zenginlik katan binler. Bunların tek sebebi, milli iradenin birilerinin tahakkümü altına girmesidir. Weber diktaya karşı iki şey söylemişti, seçimler ve özel mülkiyet. Türkiye bu ikisinde de sınıfta kalmıştır. Türkiye bürokratların, yolsuz siyasilerin eline düşmüştür. Aylardır Sedat Peker’den 10 bin dolar maaş alan vekil açıklanmıyor. İçişleri Bakanı olayı örtbas ediyor. Ordunun subaylarının sigorta şirketine Demirören’in şirketleri kakalanıyor. Demirören, ülkeye hiçbir katkısı olmayan, ihracatına, üretimine, istihdamına katkısı olmayan Doğan Medya Grubunu satın almak için 500 milyon dolar kredi alıyor. Krediyi ödemiyor. Ticari sır diye örtbas ediliyor. Türk milletinin, milli iradesini temsil eden ve devletin kendisi olan TBMM, kendi kurumlarının finansal tablolarına erişemiyor. Varlık Fonu adı altında Kamu İktisadi Teşebbüsleri, Sayıştay kontrolü dışına çıkartılıyor.
Türk milleti kendi devletinin yönetimini kaybetmiştir. Denetimini kaybetmiştir. Türk devleti artık, Türk milletinin menfaatleri, huzuru, refahı, kalkınması, şerefi için çalışmayı bırakmıştır. Bir avuç yağmacının karnının doyması ve onların dış işbirlikçilerinin memnuniyeti için çalışmaktadır. Hangi vicdan “Mültecileri Geri Kabul Anlaşmasını” açıklayabilir.


28 Avrupa ülkesi 1 milyon mülteci almaz iken Türkiye nasıl 4 milyon Suriyeliyi ve geri gönderilecek olanların barınmasını üstlenir? Bunu Anayasanın 5. Maddesine göre hangi kılıf uyduracaksınız? Nerede mütekabiliyet? Atatürk milliyetçiliği anayasal bir zorunluluktur. Uluslararası antlaşmaların anayasallığını denetleyememek garip bir şeydir.
Türkiye’yi daha önce de ABD, Afganlar için hedef ülke olarak göstermişti. Şimdi Birleşik Krallık. Bu adamlar hariçten gazel okumuyor. Dünyada hangi ülke kitlesel göçü kabul etmiştir? Türkiye, sorgusuz sualsiz, 4 milyon Arap’ı sınırından kabul etmiştir. Eğer sınırların bir hükmü yok ise, Türklüğün menfaatlerinin önemi yok ise her gün iki askerimiz ne diye şehit oluyor? İsteyen gelsin otursun, isteyen istediği dilde devlet kurumlarını işletsin. Halihazırda, sağlık kurumlarında Arapça hizmet veriliyor. Bunun yanında bugün, ülkemizin gözbebeği olan İTÜ Makine Fakültesi’nde Hint mi, Afgan mı olduğu belirsiz üç akademisyeni gördüm. Taliban militanı deseniz kimse şaşırmaz. Boğazlarına kadar sakalla derse giriyorlar. Türk akademisyenleri, Türkiye’den kaçırma operasyonları başarılı ile sürerken yerlerine ikame edeceklerini de bulmuşlar. Zavallı Atatürk, ülkesinin bu derece umursamaz olacağını bilseydi ömrünü bu ülkeye adar mıydı?


Dışişleri Bakanlığı açıklama yayınlamış. “Biz Avrupa’nın mülteci kampı olmayacağız” demiş. Mültecileri Geri Kabul Anlaşması ile Avrupa’ya gitmeyi başarmış vasıfsız Suriyelileri Türkiye’ye geri kabulü taahhüt etmiş ülkenin Dışişleri Bakanlığı söylüyor bunu. Dışişleri arşivine arada girip şu anlaşmaya bir bakmanızı öneririm. Zira, Türkiye 2015 yılında mülteci kampı olmayı kabul etmiştir. Dışişleri bürokratları neye imza attıklarını bir incelesinler. O geri kabul antlaşmasından yararlanan bir ülkede Birleşik Krallık. 3 milyar Avro’ya 4 milyon mülteci kabul eden ülkeye 1 milyar dolar verseniz herhalde 100 bin kişiyi daha alır. Ne de olsa halkı ağzını açmıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir