Siyaset

GELECEĞE AĞIT

 Geleceğe bugünden bakmak gerekirse, geleceğe ağıt yakmaktan gayrı yapabilecek bir şeyim yok. Demokrasinin temel tanımı, iktidarın barışçıl yollarla sandık vasıtası ile değişimidir. 2023 yılında bunun bile bu şekilde olacağını düşünmek benim açımdan güç bir mesele. Karşımızda İsmet İnönü yok, karşımızda demokratik rejimi otoriterleştirmiş, devlet imkanlarını partisi için seferber etmiş, hukuku muhaliflerine ve kendi ütopyasına aykırı kişilere karşı balyoz olarak kullanmış bir adam var. İnönü, istibdattan cumhuriyete geçişi sağlamış nesilin ferdidir.

Erdoğan ise Cumhuriyet düşmanlığını ayyuka çıkarmış, beslemiş, heveslendirmiş kişidir. Eğer bir lider sandıkta kazandığı vakit ordu, polis ve yarının seçim sonuçları üzerinde hiçbir etkisi olmadığına inanmış ise ordu, polis ve yargının içinde kendi adamlarına ne ihtiyaç duyar? Ordu, polis ve yargı devlet aygıtının parçası olarak hükumetlere bağlı olarak değil yasama ve anayasa tarafından atanmış görevlerini “objektif” şekilde ifa ederler. Ordu AKP veya CHP, DSP veya SHP, DP veya AP iktidar olsun görevi yine anayasal düzeni dışarıdan ve içeriden gelecek tehditlerden korumaktır. Görevi değişmez veya hükumete göre de görevini seçmez. Öyleyse bir kişi neden askere, polise ve yargıya kendi adamlarını koymak ister? İşte bu sorunun cevabı iktidarını halka rağmen sürdürmek içindir.

İşte bu yüzden 2023 yılında ne olacağını bilmiyoruz. Demokratik yollarla iktidarın değişimi Erdoğan’ın olgunluk düzeyine bağlıdır. Erdoğan isterse veya buna zorlanırsa iktidarı bırakacaktır. İşte birinci neden budur. İkinci neden ise Erdoğan yeterli olgunluğu gösterdi ve barışçıl bir şekilde iktidarı teslim ettiğinde karşılaşacağımız manzara ile alakalıdır. 21 senelik haramilerin yağması son bulduğunda devletin kasasında para olmadığı gibi yüklü bir borç ile karşılaşacağız. Bu sene artık iktidarda kalmak için olmayacak faizler ile borçlar alındı ve daha fazla da alacaklarının sinyalini görüyoruz. Cumhuriyet tarihinde ilk defa hazinenin faiz ödemesi ana parayı geçti. Muhalefet bu rezaleti konuşmuyor.

Türkiye’nin cari açığı tarihi rekorlar kırıyor. Ana ithalat kalemi enerji. Merkez Bankasının SWAP anlaşmalarının çıkardığımızda kasasında -53 milyar dolar var. Merkez Bankasının kasası boş olduğu için ihracatçıların döviz gelirlerine el koymaya başladılar. Fakat bu bir çözüm değil. Ülkeye giren döviz miktarı 150 milyar dolar ise çıkan 200 milyar dolar ise kasanızda döviziniz yok ise bir yerden sonra döviz kıtlığı başlayacaktır. Ülke içinde 300 milyar dolarlık bir döviz var. En son çare bireylerin dövizlerine el koyma olacak.

Fakat bu düzen sürdüğü sürece o da tükenecektir. İttihat ve Terakki Cemiyeti, önemli üyelerinden Hüseyin Cahit Yalçın’ın deyimi ile inkıraza giden imparatorluğu devleti demokratikleştirerek, istibdata son vererek, ekalliyet ile dostluk kurarak çözebileceğini sanmıştı. Meşrutiyet ilanı ile büyük bir otorite boşluğu doğmuştu. Zira İttihat ve Terakki iktidar değildi. İktidar Abdulhamid’in Kamil Paşa, Gazi Ahmet Muhtar Paşa gibi adamlarındaydı. Abdulhamid zeki adamı yanında tutmazdı.

Kendisinden zeki adamı sevmez, kendi onayı olmadan iş yaptırmazdı. Bab-ı Ali karar alıcı değil, uygulayıcı yerdi. İmparatorluğu yönetmemiş bu adamların iktidarı ve iktidarın kimler tarafından kime delege edildiği de anlaşılamamıştı. Yani egemen güç İttihat ve Terakki ve ordu ama fiilen yöneten Kamil Paşa gibi adamlardı. Bu uyumsuzluk ardı ardına felaketlere yol açtı. İttihat ve Terakki nihayet 1913 yılında Bab-ı Ali’yi basıp iktidara cebren el koydu. Fakat İttihatçıların hayal ettiği gibi bir ülke yoktu. Doğuda Ermeni Sorunu devam ediyor.

Paşaların Avrupa’da borç para talep ettiğinde hiçbir karşılık bulamadıklarını okudum ve Almanya ile yapılan müttefiklik anlaşması için Osmanlı borç para talep ediyor Almanya biraz düşündükten sonra parayı da vermeyi kabul ediyor. O zaman bu söylemin ne kadar gerçek olduğunu üzülerek anladım. Meşrutiyet ekalliyet ile sorunları çözmedi. Nihayetinde İttihat ve Terakki nihai pozisyonunu buldu ve Türkçü oldu. Artık Osmanlılık masalı bitmişti.2023 yılında olur da Erdoğan iktidarı barışçıl şekilde devretti diyelim, her şeyin bir anda düzeleceğine inanan insanlar büyük hayal kırıklığı yaşayacak. Yağmalanmış bir devleti yeniden inşa etmek basit değil. Cari açık kapanana kadar, Merkez Bankası rezervleri tatmin edici düzeye ulaşana kadar bireylerin refahı artmayacak. Araba fiyatları çok pahalı. Belki de pahalı değil biz fakirizdir. Her neyse. Devlet neden 2. el araba ithalatına müsaade etmiyor? 2000 Euro’luk araçlara biz de binsek fena mı olur? 2023’te Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı oldu diyelim. Sizce bu araçları Türkiye’ye getirebilir mi? Getiremez. Bernard Lewis’e göre Türkiye’de çay, kahveyi ikame etmek için ektirilmiştir. Kahve Türkiye’de yetişmez ithal girdidir bunun yerine yerli üretimi mümkün olan çayın ekimi teşvik edilmiştir. Böylelikle cari açık azalıyordu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir