Ekonomi

İNSAN DUYUMSUZ OLMAMALI

Türk halkının Aziz Nesin’in vurguladığı gibi bir zeka problemi vardır. Bu toplumdan filozof, teorisyen çıkmaz. Çıkması mümkün bile değil. Niye biliyor musunuz, soyut düşünemeyen, önkabuller üretemeyen bir halkız. İnsan doğası hakkında hiçbir şey de bilmiyoruz.

Geçen günlerde ’50+1 tartışması’ ortaya çıktı. Düşünüyorum da biz niye 50+1 diyoruz ki, bunun adı salt çoğunluktur, yarıdan bir fazla olma durumuna salt çoğunluk deriz. Ama bizim milletin akıl seviyesi nedeni ile somutlaştırmak gerekiyor. Demirel mesela DYP’yi kurarken kısaltmayı iyi düşünmüş. (D)emirel’in (Y)eni (P)artisi dendiğinde adamlar bunu ancak algılayabiliyor.

Bu zeka geriliğinin bir diğer neticesi de yabancı düşmanlığı ve dünya siyasetinin tek derdinin Türkiye olduğu anlayışıdır. Adamın dünyası kendi köyünden kasabasından ibaret bu dar bakış açısı ile en fazla dünyaya köyünden bakabiliyor.

Dolar yükseliyor diyoruz, ağız alışkanlığı. Tam aksine Türk lirası her para birimine karşı değer kaybediyor. Bunun nedeni ise iktisat bilimine aykırı para politikası, insan doğasının rasyonel ve çıkarcı olduğunu unutup Türk lirasını, Türk varlıklarını yabancıların satın alması için hiçbir rasyonel sebep kalmamış olmasıdır.

Gerçek enflasyonun yüzde 40 olduğu yerde, Türk vatandaşları bile parasını Türk lirası tutmaz iken yabancılar neden Türk lirası pozisyonunu korumalı? Olay aslında bu kadar basit değil mi?

Dünyanın derdi Türkiye mi? Bırakın savunma bütçemizi, tüm hükumet bütçemiz Pentagon’un bütçesinin 10’da biri ediyor. Türkiye nasıl bir tehdit üretebilir?

Küresel sistem, 2. Dünya Savaşı sonrası, Britanya’nın ve tüm Avrupa’nın harap olması sonuncu ABD’nin liderliğinde kuruldu. 1945 yılında dünyadaki üretimin yarısı ABD’de idi. Avrupa’yı Sovyetlerden koruyan ise atom bombasına sahip Amerika idi.

Bretton Woods Sistemi diye bildiğimiz küresel finans sistemi, dolar bazlı küresel ticaret oluştu. IMF, World Bank ve World Trade Organization kuruldu. Bunlar küresel finans sisteminin ayaklarıdır. Hiç düşündünüz mü petrol neden dolarla satılıyor?

Amerika’nın dünyadaki tek meselesi 2. Dünya Savaşı sonrasındaki yarattığı küresel sistemi korumaktır. Sovyetlerin çöküşü ile bir süre hegemon oldular. Sonra Çin ve Rusya’nın, diğer gelişmekte olan ülkelerin yükselişi ile çok kutuplu dünyaya evrildik.

Amerikan Think-tankleri sürekli olarak Çin üzerine düşünüyor. Rusya üzerine düşünüyor. Amerika’nın tek amacı statükoyu korumaktır. The Economist’in, Foreign Affairs dergisinde bir sayısında bile Çin’den bahsedilmeden geçilmez. Türkiye ise ancak Macaristan, Polonya ve Rusya ile beraber otoriterleşme teması ile inceleniyor. ABD için ülkelerin rejimleri ancak kendi hegemonyası kurulduğunda önemlidir. Ortada hegemonya kalmadı, kalmadığına göre rejimler de önemsizdir. O yüzden ABD için Türkiye’nin demokrasisi bir anlam ifade etmez.

Küresel liderliğini devralması beklenen güç ise Asya’da yükselen Çin’dir.

Dünyanın her yerine yatırım yapan, dünyanın tamamı ile nerede ise en büyük ticari partner olan Çin karşısında Amerika titriyor. Komünist rejimin avantajı ile devletin elinde müthiş bir dolar stoğu var. Cari fazla var ve bu parayı sürekli gelişmekte olan ülkelere yatıran Çin’in teknik ve askeri kapasitesi her geçen gün yükseliyor. ABD ise Pasifik’te askeri antlaşmalar yaparak olası Çin savaşına hazırlanıyor. Fakat bu savaşın total war olmasını beklemiyor kimse. Savaşın Tayvan eksenli olacağını düşünüyorlar. Sadece Avusturalya ile yapılan denizaltı anlaşması 100 milyar doları geçiyor.

Çin’in durdurulamaz yükselişi karşısında, ABD’nin sürekli olarak bir şeyler yapması gerek.

ABD’nin hegemonyasını 1973 yılındaki OPEC krizi sarsmıştı. Tüm batıyı sarstı, sermaye batıdan doğuya aktı, Bernars Lewis öyle tanımlıyordu. ABD ise sisteme baş kaldıran ülkeleri, petrol fiyatlarını şişirenleri fena şekilde cezalandırdı. ABD enerji güvenliğini tehdit edene de büyük ceza keser. Ortada enerji krizi de yok. Petrol arzını tehdit eden de yok. Irak-İran Savaşı sırasında ABD savaşı arafta tutmak için iki ülkeye de sırayla yardım etti. İran’ın Şii Hilalini ele geçirmesi demek küresel petrol arzının İran’ın eline geçmesi demekti. Irak’ın kazanması da Irak’ın petrol arzını tehlikeye sokması demekti. İki ülke için de büyük bir hüsran yarattı. İki ülkede borca battı, yetişmiş nesillerini yitirdiler.

Türkiye’nin rolü nedir?

Türkiye, ABD hegemonyasını sarsacak bir ülke değil, enerji güvenliğini tehdit eden bir ülke değil. Türkiye, Avrasya Bloğu’nun üyesi de değil. Çin müttefiği de değil. İsrail’in güvenliğini tehdit eden bir ülke de değil. Eğer bunlardan birini yapıyor olsaydık, Türkiye küresel ticaret sisteminden dışlandırdı.

Ama gelin görün ki, bu aklı evvelere göre dünyanın derdi Türkiye, bu yüzden de Türk lirası değer kaybediyor. Çin’in parası Yuan 2010’dan beri sadece yüzde 10 değer kaybetmiş.

Tüm dünya Çin’in yükselişini konuşuyor, nasıl engellerizi konuşuyor, ABD yüz milyarlarca dolarlık askeri antlaşmalar yapıyor. Rusya’nın Kuzey Akımı Projesine yaptırım uyguluyor, ABD Çinli şirketleri küresel ticaretten çıkartmaya uğraşıyor ama adamın parasının değeri düşmüyor.

Demek ki, dünyanın ne yaptığının önemi yok. Sizin ne yaptığınız, nasıl yaptığınız, stratejinizin ne olduğu önemli.

Tüm dünya Uygur Meselesini konuşurken Türkiye soydaşları hakkında konuşamıyor çünkü Çin’den gelecek paraya muhtaçsın.

Ama bunun adı ekonomik kurtuluş savaşıymış.

Katar Şeyhine her yeri sat, Çin’e her yeri sat, Telekom’u peşkeş çek, Garanti Bankasının 5 dolar eden hissesin 1.2 dolardan satılmasından gurur duy. Trendyol Çin sermayesi ile e-ticareti domine etmedi mi?

Araplar akın akın daire alıyor, mal bulmuş mağribi gibiler. Bulgarlar bile ucuz diye Türkiye’ye geliyor. Ben utanıyorum da bu adamlar utanmıyor. Yüzüne tükürseniz, doğru yoldayız çünkü yüzümüze tükürüyorlar diyecekler.

Faiz lobisi diye ortalığı inletiyorlar.

O zaman size soru, 2021 başında parasını faize koyan ne kadar kazandı, dolara koyan ne kadar kazandı?

Dolara koyan yüzde 60 kazandı. Faize koyan ne kazandı? Yüzde 18. Faizle para alıp dolara koysaydınız daha çok kazanırdınız. Kimse dolar ve altın ile borç almıyor ama TL ile alıyor neden?

Kusura bakma kardeşim, ben ülkemde ticaretimi Türk lirası ile yapıyorum ve Türk lirasının değer kaybetmesi nedeni ile alım gücüm düşüyor. Asgari ücretli işçinin saati 1 dolara indi.

Bunun adı mı bağımsızlık?

Yarın Wolkswagen Türkiye’ye fabrika açsa seviniyorlar. Adam 300-400 dolara mühendis çalıştırıyor. Aynı işi yapacak Avrupalı mühendis 4000 dolara çalışmaz. Küreselleşmenin birinci kuralı, sermaye emeğin en ucuz olduğu yere gider. Af dileyerek söylemek istiyorum. Sovyetler Birliği yıkıldığında Demir Perde gerisindeki ülkelerden kadınlar Türkiye’ye fahişelik etmeye geliyordu. Adamlar o kadar sefil durumda idi. Benim ağabeyim var, Arçelik’te makine mühendisi Arçelik Romanya’da çalışmak istiyor. Nereden nereye!

Senden âlâ köle mi var? Adam seni zaten sömürüyor. Daha garibi yabancı işverenler Türk işverenlerden daha iyi şartlar sunuyor. Kendi insanımız daha sömürücü.

Ona rağmen bağımsız olduğumuzu sanan, dünyanın derdinin Türkiye olduğunu sanan adamla var. Biden göreve geldiğinden beri Çin ve Rusya’yı kaç kez konuşmuş, Türkiye’yi kaç kez konuşmuş.

Enerji en önemli ekonomik girdilerden ve enerji piyasası dolar bazlıdır. Türk lirasına göre şekil almaz. Bu yüzden enflasyon durdurulamaz hâle bürünecek. Ve döviz de enflasyon oranında yükselecektir.

Bu bir kısır döngü.

Bu enkazı ben yaratmış değilim. Bu enkazda hiçbir sorumluluğum da yok. Bu yaşananlardan en az etkilenecek bir kişiyim zira ailem dolar bazında milyoner. Zamlardan kâr ediyoruz-stoktan değil, fabrikalar yeni listelere geçmeden önce bayilerine eski listeden bağlantı açar- bankalardan yüzde 9 faizle kredi almışız 6 ay ödemesiz o paraları ticarette döndermişiz, bankada döviz var, geri kalan her şey gayrımenkul ve emtiada.

Fakat yıllardan yıllara şirketimizin ettiği dolar bazlı kâr dörtte bire inmiş. Niye biliyor musunuz? Orta sınıf yok oluyor ve tüketemiyorlar. Onlar tüketemediği için TL bazlı kârlar artsa da döviz artışından dolayı bunların hiçbir manası yok. Yani refah dibe batmış.

Bu ekonomik iklimde zenginlerin de eskisi kadar zengin kalacağına inanmayın. Fakir zaten fakirdi. Zengin ise yine zenginliğini bir şekilde sürdürüyor olan doktora, mühendise, yöneticiye, öğretmene oluyor yani beyaz yakaya.

Gördüğünüz gibi, ekonomik iklimde total faydadan en az şey kaybedecek olan benim gibi insanlar sesini yükseltirken en çok etkilenenler seslerini çıkartmıyor. Paranın rasyonelleştiren etkisi olsa gerek.

Ülkenin batışını da halka kabullendirmek için meseleyi güvenlikleştiriyorlar. Türk lirasının değer kaybı ile Merkez Bankası arasındaki ilişkiyi merak ediyorsanız Türk lirası, Merkez Bankası Başkanları Merkez Bankası içindeki üst düzey bürokratlardan atanırken değeri bugünlere göre 6 kat iyi durumda idi. Dışarıdan kuruma atamalar yapıldıkça Türk lirası erimeye başladı.

Veriler yalan söylemez.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir