Tarih

KASABA MİLLİYETÇİLERİ

Bunlar ilerici bir milliyetçilik anlayışından rahatsız olur, Atatürk devrinde yaşasalar Atatürk’e meydan okuyacak gerici gruplardır. Bunlar kasabalarındaki gibi iki yüzlü, sahte ve 10 asırdır aynı şeyi yaşamayı marifet bilirler. Bunları sinirlendiren şey toplumsal ilerlemedir. Kadın hakları gelişirse, kültürleri bozulur, dinleri çöker. Klasik Batı Müziği konseri olsa canları yanar, hakaret savururlar, farklı giyinenden nefret eder. Bir kaya gibi değişim karşısında dimdik dururlar. Ama bir yerde yolsuzluk olması, kamusal çıkarların çiğnenmesi, kadınların öldürülmesi, tacize uğraması, ülkenin batısının küresel finansal sermayelere peşkeş çekilmesi, ülkenin mülteci dolması, devlet şerefinin iki paralık edilmesi, enflasyonun SkyRocket seviyesine ulaşması, hukukun yok edilmesi, insan gibi yaşama şansının olmaması, ülkenin akıllı çocuklarının tarihte görülmemiş hızda ülkeden göç etmesinden rahatsız olmazlar.

Size çöküşün resmini çizeyim:Boğaziçi’ndeki öğrenciler hain ilan edildi. Doktorlar hain ilan edildi. Farklı olmaları suç oldu, farklı düşünmek suç oldu. Yaşam stilleri eleştirildi, herkes gibi olmaları istendi. Onlar da bu totaliter toplumdan kaçtılar. Ve yerlerine Van sınırından Pakistanlı, Afganistanlı sapıklar alındı.

Kanıma dokunuyor. Biz kendi yetenekli evlatlarımızı kovup çölün çapulcularını, Hint’in dilencilerini ülkemize dolduruyoruz. Bir ülke herhalde toplumsal gelişmişlik konusunda ancak kendini bu kadar aşağı çeker. Tüm yatırımını yaptığı gençlerini aşağılayarak, giderseniz gidin yerinize Suriyeli, Afgan alırız diyorlar.

Avrupa bizim en iyi gençlerimizi alıyor ve biz de yerlerini niteliksiz, sapık, suçlu illegal mülteciler ile dolduruyoruz. Bu ülke kolay mı kuruldu sanıyorsunuz? Bir tepeyi alamadığı için onurundan intihar eden Reşat Çiğiltepelerden, Zito Venizelos demediği için süngü ile şehit edilen Süleyman Fethi Bey’e, hiç sansı olmamasına rağmen silahına davranan Hasan Tahsin Bey’e binlerce kahraman biz bu topraklarda Türkçe yaşayalım, Türkçe konuşalım diye canlarını verdi.

Şimdi ülkeyi 5 sene yönetme hakkına sahip bir hükumet Türkiye’nin geleceğini şekillendirme hakkını kendinde nasıl görür?

Kimse kendini kandırmasın, Türk ordusu bir şeyi ister ise yapar. Senelerdir dağlarda terörist kovalayan bir ordu sınırdan 10 bin kişiyi günde geçirmez. Bu organize bir kötülüktür. Tüm yetkileri elinde bulunduran şahıs ve onun kulları ordumuzun içine kadar sızdılar ve artık kanun, anayasa, kamu çıkarı ve Türklüğe olan aşk yok. Sadece bir despotun keyfi idaresi var. Bugün sınırı kapatın der ise sınır savunulur, açın derse açılır. Kararın arkasında hiçbir soyut ilke yok.

Ülkemiz sessiz bir şekilde işgal ediliyor, Türkiye’nin demografisi ile oynanıyor. Dünyanın hangi ülkesi pasaportu olmayan, kaydı olmayan, geldiği ülkeden gideceği ülkeye sabıkası temiz olmadan gidebiliyor. Buna itiraz edenleri de dün Emniyet aracılığı ile terörist ilan ettiler. Suriye sınırındaki şehirlerin demografisi değişti. Göç politikasına bakın, Türkleri azınlık yapacak şekilde. Niye hepsini ülke sathına dağıtmadılar? İstanbul’da 1 milyon Suriyeli var. İstanbul, Antep, Hatay artık en fazla Suriyeli yaşayan şehirler. Şam’la, Lazkiye ile yarışıyor! Din kardeşimizlermiş, Türk ordusuna Nablus Bozgunu sonrası Suriye şehirlerinde kurşun sıkıldı. Binlerce Türk çocuğu oralarda şehit edildi. Falih Rıfkı’nın Zeytindağı eserindeki Ahmet’in annesinin hikayesini okuyun. İşte o çöllerden gelemeyen bir yiğit ve anası. Suriyeliler bizimle yaşamamak için kurşun sıktılar. Bunu ne çabuk unuttuk. Ensarmış, muhacirmiş, Türkiye din devleti mi? Müslümanlığın ağabeyi mi? Atatürk, kalk da bak ülken ne hale geldi, kimlerin elinde madara oldu!

Biz güçsüz düştüğümüz an arkamızdan kahpelere yaraşır şekilde Araplar tarafından saldırıya uğradık. Hepsi İngiliz ordusunu bayram havası ile karşıladı. Şimdi sağlam olan Türk topraklarına sığındılar. Bir de vatandaşlık veriyoruz, nasıl hak ettiler bunu? Biz o kimliği almak için 10 asırdır baş almışız, baş vermişiz. Benim babamın dedesi ailedeki son erkekti o da Kurtuluş Savaşı’nda şehit düşseydi ben hiç olmayacaktım. O adamın yaşadığı dramı dedem yıllar sonra yaşlılığında ansızın anlattı.

Belki de ailemin ketum, sinirli olmasının temel sebeplerinden biri o atanın yaşadığı dramdır. Savaştan babası dönmemiş, annesi kardeşleri ile beraber onları terk etmiş. 10 yaşlarındaki kız kardeşleri ile beraber kala kalmış. Kız kardeşlerini o yaşta sağa sola dağıtmak zorunda kalmış ve savaşa gitmiş. 30’lu yaşlarında ancak evlenebilmiş, fakirlikten.

Benim Türk vatandaşlığı hikayem budur. Ev satın alarak ülkemin tapusuna ortak olamazlar. Senede 1 milyar dolar fazla gelecek diye çırpınıyoruz, bu ülkenin elinden kaçırdığı gençler bu ülkeye senede en az 20 milyar dolar değer katardı.

Pakistan’da, Afganistan’da adam öldüren sınırdan çıktığı an Türkiye’ye gelse kim bu adamın katil olduğunu biliyor? Türkiye kabile devleti midir? Türk milleti, Anadolu’da tam 10 asırdır bağımsız yaşıyor. 10 asırdır Bizans Haçlı, Moğol, Rus, İngiliz, Pers akınlarına karşı çelik gibi durmuş bir ulus, 10 bin tane sıska mülteciyi mi def edemeyecek? Bu mültecileri Avrupa’ya gitmek istediğinde Türk ordusu bunları önlüyor ama İran’dan Türkiye’ye geçerken önleyemiyor, mantıklı mı? Bu ordu içindeki bir yolsuzluk olsa siyasal irade sınırda hudutları denetler, görevden alır, mahkemeler kurulur. Fakat bunu isteyen siyasal irade olduğu için bizim seçtiğimiz insanlar bunu desteklediği için orduya sadece kanunsuz emirlere itaat düşüyor.

Türk ordusu bunu yapmaya muktedir ama başlarına konulan korkak, sefil, zavallı saray kulları, sarayın iradesini kanun, anayasa ve kamu çıkarına rağmen uyguluyorlar. Modern bürokrasi yerine patrimonyal bürokrasi kurarsan, modern toplum yerine geleneksel toplumda inat edersen işte, kurumsallaşmış, kurallara bağlı ilişkiler yerine kişiselleşmiş, çıkarlara dayalı bürokrasi ile çökersiniz.

Burada asıl sorun medyadır. Medya kontrol altında. Priming ve Friming effecti görüyoruz. Medya neyi sunacağını, nasıl sunacağını siyasal iradeye soruyor. Fakat sosyal medya sayesinde insanlar mülteciler konusunda kamuoyu oluşturabiliyor. Bir de resmi açıklama ile bizle alay ediyorlar. Neymiş, illegal göçle başarı ile mücadele ediyorlarmış. Bizim sokakta gördüklerimiz ışınlanarak mı geldi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir