Siyaset

Kimlerin Cumhuriyeti?

Türkiye’nin dört bir yanında, cumhuriyet Rejimin başlangıcı kutlandı. Fakat ortada bir cumhuriyet kalmaması dışında bir sorunumuz yok. Siyaset biliminde, rejimleri birçok kritere göre sınıflandırırız. Bir ülkenin demokrasi veya cumhuriyet olarak adlandırılması için gereken en önemli şart halk için, halk yararına yönetmektir. Aksi takdirde, Sezar da Napolyon da Hitler de meşru ve anayasal yollarla birçok defa da referandum ile popüler desteği arkasına alarak memleketlerine idare ettiği gerçeğini reddetmiş oluruz.

Halkına seçimden seçime taleplerini soran, kamusal yarar yerine şahsi ve mikro milliyetçilikler yapan iktidarlar sadece seçime dayalı diktatörlük olarak anılabilir. Şu an Türkiye’de Liberal bir rejim var. Devlet aygıtını belli süreliğine halk yararına yönetmekle görevli hükumet, devlet aygıtını iktidarını sürdürmek için keyfi şekilde kullanıyor! Hem de uzun süredir.

Türkiye’de hukuk devleti yok olalı çok oldu. Kanun devletine döndük diyeceğim de kanunlar da uygulanmıyor. AKP kabilesinden iseniz kanunlar ve kurallar sizin için esnerken, bu kabileden değilseniz o zaman bırakın kanunu uygulamayı istisnai devletle yüzleşiyorsunuz. İddianame hazırlanmadan, dayanaksız bir suçlama ile nöbetçi mahkeme kararı ile sizi uzun süre hapiste tutabiliyorlar. Malınıza çökebiliyorlar.

Artık cumhuriyetin, bugün yapacağım gibi, arkasından yas tutmak zorundayız. Çünkü ülkenin kamusal kaynakları bir patronaj rejimi altında. Güç ve servet, başarıya bağlı olarak değil, kişiye sadakate bağlı olarak dağıtılıyor. Böyle bir durumda, demokrasinin varlığı bile şüpheli iken Türkiye’nin rasyonelleşmesini ve modern toplum olmasını beklemek de abes oluyor. Türkiye 1971’den beri demokratik olarak gerilemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin niteliklerini bilmeyen kişilerin elinde savrulup gidiyoruz. Atatürk, Büyük Nutku’nda, işgal altındaki Türkiye’yi anlatırken birçok noktaya temas eder.

Türkiye, 20 senedir bir grup tarafından, patronaj rejimi ile yönetilmektedir. Nedir patronaj? Türkçesi ile himaye.
Bütün kamusal kaynaklar, bir kişinin şahsi, keyfi idaresine geçtiği zaman ortaya çıkar. Gücü ve serveti elinde bulundurana yakınlık veya destek karşılığında yağmadan hak alırsınız. Patronaj rejimleri en ilkel manada kabile, aşiret gibi yapılarda mevcuttur. Türkiye de şu an resmi olarak AKP kabilesinden iseniz; hukuk önünde üstünlük, kamusal alanda üstünlük ve gücün kullanımında üstünlük sahibisiniz.

Büyüklerimizin bağlam bilmeden yorum yaptığı şeyleri sonradan ben öğrendiklerim ile harmanladığım zaman koca bir felaket önümüze seriliyor. Bizim ailelerimiz savaş kaçağı olsaydı, savaştan geriye bir erkek çocuğu kalmazdı. Bu insanlar kaçak değildi. Ağalardan, yozlaşmış devşirme teröründen kaçan insanlardı. Ağaların marabası olmaktan ise dağları bağ yapmayı seçenlerdi.

Yaşar Kemal’in İnce Memed hikayesi aslında, yörüklerin hikayesidir. Konar-göçer Türk halkı olan Göçebeler, Sultan II. Abdulhamid tarafından zorunlu iskana tabi tutulur. Bu insanlar ise bir bakarlar ki, ya ağaların marabası olacaksınız yahut tefecilerden borç alıp her şeyinizi yitireceksiniz. Anadolu’nun dört bir ucunu ağalar tutmuş, yakındaki adamları ile zulmederler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir