Ekonomi

TÜRKİYE’NİN DEĞERSİZ YALNIZLIĞI VE DÖNÜŞÜMÜ

Türk dış politikası, ben üniversitenin son sınıflarında iken tamamen bozguna uğramış durumdaydı. Derslerin konusuydu. Tarihsel kopuş mu yoksa tutarlı mı diye tartışırdık. Türkiye, komşuları ile iyi geçinip geçinmemenin ötesinde, birçok orta ölçekli devlet ile diyalog kuramaz hale gelmişti.

Suriye, Irak, BAE, Suudi Arabistan, İsrail, Mısır gibi devletler ile kanlı bıçaklı pozisyondaydık. Bu da Türkiye’nin hedef odaklı dış politikasının çöküşüydü.

Örnek vermek gerekir ise Suriye, PKK’yı besleyince Türkiye, Suriye’nin düşmanı olan İsrail ile çok iyi bir ilişki geliştirdi. Böylelikle Suriye’yi kuzey ve güneyden iki devlet kıstırmış oluyordu.

Fakat Erdoğan yönetimindeki Türkiye, herhangi ülkeyi sıkıştırmak için dönemsel müttefik bulamaz hatta müttefikliğin dışında ilişki kurması gereken her ülke ile diplomatik olarak ilişki kesti. Dendias bu yüzden, Türkiye hiç olmadığı kadar yalnız, biz de uluslararası desteğe sahibiz demişti.

Bir yandan egemenlik sorununa dönüşen Ege ve Doğu Akdeniz meselesi varken, Türkiye’nin menfaati olmayan meselelere burnunu soktu. Böylelikle gereksiz düşman edindik.

Yunanistan da Türkiye’nin gereksiz düşmanlarını dost edinerek, Türkiye’yi sıkıştırdı. İsrail ve Mısır ile iyi ilişki kurdu. Libya’da şanslarını Hafter ile denediler.

Bunun yanında Avrupa ve ABD ile kötüleşen ilişkiyi de kendi lehlerine çevirmeyi başardılar. BAE ile ilişki kurdular.

Neticede Türkiye hiçbir hedefe uygun müttefik siyaseti geliştiremez oldu. Türkiye’nin izole edilmesi ise Yunanistan’ı özgüvenli konuma taşıdı.

Türk dış politikası 2022 Ocak ayında aslında çökmüş durumdaydı. Doğu Akdeniz’de enerji ittifakında olmayan iki ülke Suriye ve Türkiye! Filistin bile var. İsrail ile ortak masada olan bir Filistin var. Türkiye yok.

Türkiye’yi yönetenler 20 sene sonra şunu anladı. Türkiye bir cihan devleti değildir. Bölgenin kaderini de tek başına tayin edemez. O vakit ulusal meselelere odaklanmak, onları çözmek daha makul.

Şu an Türkiye, Orta Doğu’yu dizayn etme hevesinin parçası olarak gereksiz düşman edindiği BAE, Mısır, İsrail, Suriye ve Irak ile ilişkileri düzeltme çabasında.

İsrail ile normalleşme tamamlandı. BAE ile tamamlandı. Suudiler ile hala soğukluk olsa da gelişme devam ediyor. Bu açılım da ‘finans krizi’ de etken de olsa Türkiye’nin Yunanistan’a karşı tutumunu diğer ülkeler ile işbirliği geliştirdikçe sertleştirmesi her şeyi açıklıyor.

Suriye ile de olumlu şeyler yaşanıyor. Erdoğan ve Esad arasında bir görüşmede belki de çok önemli sorunlar çözülebilir.

Erdoğan’ın saçma politikaları nedeni ile Türkiye diyalog kuramaz, iletişim kuramaz oldu.

Türkiye binlerce kilometre ötedeki Mısır’ın siyasal sorunlarına karışarak ne kazandı? Hiç.

Sisi ile de görüşme yapması gerekiyor. Çatışma yerine işbirliği seçilmeli.

Çünkü Türkiye’nin bu sayılan devletler ile egemenlik sorunu yok. Egemenlikten doğan bir çıkar sorunu yok. Güvenlik sorunu da yok.

Fakat Yunanistan ile var. Hariciye ile ilgilenen bürokratlar(Hariciyeden olmayabilirler çünkü devlet yapısı bozuldu) tek düşman olarak Yunanistan’ı bırakmayı seçmişe benziyor.

Geleneksel bir politikadır, Osmanlı padişahları batıya sefere çıkacak ise doğudaki devletle barış antlaşması yapardı. Türkiye’nin şu an yaptığı şey de budur. Batıdaki tarihsel düşmana odaklanmak için doğu ile barış yapıyoruz.

Aslında bu stratejik dönüşüm gelecek yıllar, günler ve aylarda Türkiye’nin Yunanistan ile tehlikeli bir tırmanışa hazırlandığının ispatıdır.

Hitler, Fransa’ya saldırmadan önce Sovyetler ile dostluk paktı imzaladı. Doğusunu güven altına alınca, jeopolitik riski minimize etti. Batının, Komünist Rusya’yı izole edip, tarihsel olarak Almanlara karşı kullandığı Rusya’yı kaybedince Hitler de Fransa’yı işgalden geri durmadı. Çünkü Almanların korkulu rüyası iki cepheli savaştı. Tek cephe olunca savaştan çekinmiyorlar.

Türkiye’nin bir anda aldığı manevranın Erdoğan’ın çatışmacı kişiliğine uyumlu olmaması dikkat çekici. Herkes ile barışmaya razı. İsrail, Mısır ve Suriye ile barışmaya razı.

Suriye’nin 2 bin askerini öldürdük. Onlar da bizim 150 askerimizi. Adamların ülkesinde işgalciyiz, ülkesinde isyancılara silah taşımışız. Hepsi belgeli.

Böyle bir Suriye ile görüşmeye hazırız. Ama Yunanistan’a kapı kapanıyor. Niçin?

Esed dediği, Devlet Başkanı değil de diktatör dediği, devlete rejim dediği yerden geldik buraya. Şimdi ise Suriye Devlet Başkanı Esad oldu. ‘Mısır halkı ile düşman olamayız’ diyerek Sisi’nin Mısır halkını temsil ettiğini kabul etmiş oldu.

Erdoğan, tehlikeli bir hazırlık içinde. Osmanlı padişahlarının stratejisini seçiyor ve düşmanı batıdan seçiyor, doğuyu ise güvene alıyor.

Ben savaşı pek olası görmesem de; bir şekilde savaşın önleneceğine inansam da ilk işaret Türkiye savaş için izolasyonu kırmak istiyor. Eğer ki Yunanistan’a karşı söylemler de yumuşasaydı bu şekilde düşünmezdim. Ama artık Türkiye, sadece Yunanistan’a sert olmak istiyor.

İşin espirisi Kılıçdaroğlu aday olmaz ise Erdoğan’ın iktidarı için tek çıkar yol savaş çıkarıp kazanmak.

Bu rejim için olmaz demiyorum çünkü adamlar çoğu zaman anti-rasyonel davranıyor. Bu sefer rasyonel olacaklarının garantisi nedir?

Bilen beri gelsin!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir