Ekonomi

VATANSEVERLERİN CEPHESİ

Türkiye son 10 yılın en büyük tehditlerinin biri ile karşı karşıya. Milyonlarca illegal göçmen Türkiye hudutları içinde hiçbir kayıt olmaksızın geziyor. Sorun sadece Suriyelilermiş gibi bir algı yaratarak, hiçbir kaydı olmayan Afgan, Pakistanlı göçünü gizliyorlar. Küresel ısınma, iletişim araçlarının gelişmesi 2. Kavimler Göçünü yaratacağını akademisyenler belirtirken Türkiye Cumhuriyetini yöneten hain siyasal irade, keyfi idare, sınırlarda Türk ordusunu görev yapmaktan men etmiştir ki ülke içinde binlerce Hindu, Peştun rahatlıkla gezebiliyor. 1984 yılından beri dağlarda PKK’lı militanları adım adım kovalayan, inlerine giren bir ordu, 60 kiloluk Hinduyu Peştun’u mu durduramayacaktır? Eşyanın tabiatına aykırı.

Türk ulusu, 20 senedir bu hain irade karşısında sustuğu ve sindiği için ülkemizi bir orta oyunu sahnesine döndürmüşler, aklımızla alay eder olmuşlar. Düzensiz göç ile mücadele ediliyormuş, adamlar Van’dan girip Edirne’ye gidiyor, kimse fark etmiyor, ne zaman fark ediyorlar Yunanistan ve Bulgaristan’a geçerken, yani Avrupa Birliği sınırlarına giderken. TSK AB’nin jandarması mıdır? Biz bunları kabul etmek zorundaymışız. Pakistan’da savaş mı var, Afganistan’da savaş mı var? Olsa bile İran sınırına geçtikleri an güvendeler, bu bize neyi gösteriyor bu adamlar ekonomik nedenlerle buraya geliyorlar. Türkiye’yi hedef ülke haline getirmek için medya ve iletişim araçları efektif şekilde kullanılıyor. Türk dizilerini Hint coğrafyasına ihraç ederken seçilen tiplerin Peştuna yahut bir Hindu’ya benzemesi bir tesadüf müdür?

Şer cephesi bugün, mülteciler üzerinde birleşip, Türkiye’de, insanların insani duygularını istismar etmeye çalışıyorlar. Bir yanda sol liberal safsatalar, bir yanda sosyalist hepimiz kardeşiz masallarını çığıran AB tarafından fonlananlar, Müslümanlar kardeştir diyerek bu ülkenin Türk kimliğini yok sayıp insanların dini duygularını sömüren AB ile anlaşmalı iktidar borazanları, öbür yanda ise iktidara gelmek için AB ile iyi ilişki isteyen sarı muhalefet, karşılarında ise 1919 yılında yurdunu savunmak için direnen Kuvay-ı Milliye iradesi var.

Başıbozuk, düzensiz bir direniş. Hudut Namustur diye pankart açan gençlerin Hasan Tahsin ne yapmış ise onu yapıyor. Bu istila karşısında direnen biziz, yurdumuzda iktidarsız bir şekilde direnen biziz.

Düşmanı anlaşma ile def edeceğini zanneden mandacılar ne ise gelenleri, illegal göçmenleri, topluma entegre etmekten başka şans yok diyenlerin zihniyeti de odur. Avrupalılar mültecileri anlaşma ile Türkiye’ye yollarken geçersiz olan uluslararası hukuk, Türkiye’nin menfaatleri söz konusu olunca aleyhimize oluyor. Hukuk dediğiniz şey verilidir, doğa halinde olmayan her şey insan ürünüdür, insan ürünü olan şey üretilebiliyor ise yenisi de üretilebilir. Lozan Antlaşması ile Boğazlar Komisyonu kurulmuş ise o komisyonu da başka bir antlaşma Montrö fesih etmiştir. Mondros’u imzaladık, uluslararası hukuka aykırı diyen tip ne ise illegal ve geçici koruma statüsündeki Suriyeliler için entegrasyona mecburuz diyenler aynıdır. Bunlar devlet nedir bilmiyor ki? Uluslararası İlişkiler de bilmiyorlar. Osmanlı hükumeti Sevr’i imzalamış, Saltanat Şurası kabul etmiş, düşman kabul etmiş, uluslararası hukuk ne der diye BMM’yi kurmamak gerekmiş, demek ki. Suriyelileri, Afganları, Hinduları neden Avrupa almıyoru tartışmaktan kaçanlar, Türkiye’de bizi faşist olmakla suçluyor asıl faşist, Avrupa’nın sınırlarını korurken Türkiye’yi yol geçen hanına çevirmek isteyenlerdir.

Hükumet bozguncu ise bize evvela Kuvay-ı Milliye olmak düşer. Sonrasında ise düzenli bir siyasal irade olmak gerekir. İngiliz Arşivlerinde BMM için ”Kemalist Movement” olarak bahsedilir. O bir siyasal iradenin adıydı. Bugün Kemalist Movement tabirini hak edenler, ulusunun kazanımlarını korumak isteyenlerdir.

Bizler sahillerimizde, sokaklarımızda güvenli şekilde gezemeyecek isek ekonomi şaha kalksa ne olur? Kadınlarımız taciz edildikten sonra, gençlerimiz gasp edilip bıçaklandıktan sonra, sokaklar çetelerle dolduktan sonra Türkiye’yi AB sermaye ödülü ile ödüllendirse ne olur? Nehirin suyu asla geri akmaz. Bir aile ferdinizi kaybettikten sonra sizin için dünya bir daha aynı olmayacak.

Bugün hududu koruyan TSK değil, binlerce gençtir. Üniversite öğrencisidir, lise öğrencisidir. Arkamızda hükumet kudreti yahut yabancıların sonsuz para akışı yok. Fakat dimağımız Türklüğün ebedi önderi Atatürk’ün hatırası ile dolup taşmış, ruhumuz ise Türklük ile yıkanmış ve haklılığın verdiği müthiş bir özgüven ile cümleler ağzımıdan korkusuzca dökülüyor.

Muammer Sun’un bestelediği müthiş bir parça var. Acı, İsyan ve Direniş. Aslında Acı işgali, İsyan ise Kuvay-ı Milliyeyi, Direniş ise BMM’nin siyasal iradesi etrafında oluşan Türk ordusunu temsil ediyor. Hüzünlü başlar, yavaş yavaş sertleşir ve nihayet finalde Direniş kısmında organize bir şekilde gittikçe sertleşen ve hızlana. erkek sesi tüm parçayı sarar. Aslında bu bizim öykümüzün notalarıdır. Ben bu parçanın her kısmını ülkeme baktıkça yaşıyorum.

Bugün Türk yurdunun savunucularının seslerinin gürleşmesi ve organize olması toprak ile mavi gök arasını sarmalıdır. Bu Avrupalıların ne kadar şeytan olduğunu anlamak için size bir misal vermek isterim, gümrüksüz dünya, serbest sermaye akışı gelişmiş ülkeler için büyük bir pazar sağlar, ürünleri daha kaliteli ve ucuz olduğu için yerel tüm ekonomileri yok ederler. Ben Makroekonomi dersi alırken, profesör ders için ”Foundations of Economics” adlı kitabı istedi. Dedi ki korsan kitap istemem, kitap zaten ucuz. Alamayacak olana ben veririm. 2019 yılında 170 lira idi. Avrupa ve Amerika’da ise bu kitap 150 dolar civarı fiyatta idi. Bize bilerek ucuza verdiklerini söylemişti. Bizim gibi genç üniversite öğrencilerine kitap ne öğretiyor? Tarrifs, Quotas gibi şeyler kötü, serbest piyasa her şeyi çözer yani, ana akım fikir. Bir tane bile eleştirel fikir yok.

Adamlar Türkiye’yi yönetecek insanları kendi çıkarlarına uygun olarak eğitiyorlar! ABD Irak’ı işgal ettikten sonda aynen bu politikaları uyguladı ve Irak sanayisi bütün olarak çöktü. Türkiye’de kot pantolunu üreten şirketin adı Kot, bu yüzden Jean yerine Kot denmiş. ABD ve Avrupa jeanleri gelince bu şirket battı.

Aynı şebekeler şimdi Türkiye’yi sarı muhalefet ve iktidar aracılığı ile kıskaca almış durumdalar. İktidar ve muhalefet kulaklarını tıkayıp sorun yokmuş gibi davranıyorlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir